Dahi Diktatör – Celal Şengör

Geçtiğimiz hafta bir fuar nedeniyle Kadıköy’den Beylikdüzü TÜYAP’a gitmem gerekince, arabayla işkence yaşamamak adına metrobüsü tercih ettim. İlk durakta binip son durakta ineceğimden yanıma Celal Şengör’den Dahi Diktatörü almıştım. Gidip geliş metrobüs ile 4 saat sürdü ama bu 150 sayfalık kısa kitabı bitirme imkanım oldu.

Kitap Atatürk’ü bir sohbet havasında farklı açılardan tanımanızı sağlıyor.  Atatürk’ün bir sorunu tanıma, irdeleme ve çözmede kullandığı bilimsel yaklaşım örneklerle anlatılmış.   Altını çizdiğim bazı kısımlar şöyle;

  • Genel ifadeler, doğaları gereği, doğrulanamazlar. Örneğin, “bütün kuğular beyazdır” ifadesi mevcut bütün kuğular (şimdikiler, geçmişte olmuş olanlar…) tek tek görülmeden doğrulanamaz, ki bu da mümkün değildir.
  • Atatürk çok okuyan bir insan olarak, şu aksaklıkların pek çoğunu tespit etmiştir: Dinin getirdiği aksaklıklar, padişaha bağlılığın getirdiği aksaklıklar, aile içi yapılanmanın getirdiği aksaklıklar, birden fazla kadını eş olarak almanın getirdiği aksaklıklar vs. Bunların temizlenmesi için dünyanın en ileri medeniyeti Batı medeniyetine benzememiz gerektiğini görmüştür.
  •  Atatürk toplumu pek çok şartlanmadan vazgeçirerek birlikte yaşayabilen bir topluluk haline getirmek istedi.
  • Dolayısıyla Atatürk kendi ömrü ile sınırlı bir yenileşme projesini uygulamaya koymak mecburiyetindeydi.
  • Atatürk’ün dediği şu: “Karşındakiyle akılcı bir şekilde gözleme ve mantığa dayanarak tartışamayacağım bir şeyi eğitime sokmam. Aksi takdirde dayatma olur.”
  • “Zat-ı alinize arz ettim, vermezler bu adamı. Arzu ederseniz listenin ikinci sırasındaki arkadaşla irtibata geçelim.” “Hayır” diyor Atatürk, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ı çağırıyor. “Hemen Reich Hükumetine bir nota çek” diyor. “İki ay mektubumuza cevap verilmemesi Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti’ne kasıtlı bir hakaret midir?” 48 saat sonra Profesör Kantoroviç serbest bırakılıyor ve İstanbul’a geliyor.
  • Biliyor musunuz, Atatürk’ün bütün yazdıkları, yaptıklarından sonradır, “Onu yapacağım, bunu yapacağım” dememiştir. Marx gibi kahinlik etmemiştir. Hitler gibi niyetlerini ortaya döken kitaplar yazmamıştır.

Tanıtım Bülteni’nden;

Atatürk hâlâ önemli mi bizim için? Çok önemli. Peki akıl bizim için önemli mi, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevap neyse, Atatürk’ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Kendisinin de söylediği budur.

Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiş; ama “Ben böyle diyorum, böyle yapın” dememiştir. Bilakis, “Ben hiçbir şey söylemiyorum, sadece aklınızı rehber edinin” demiştir. Yaptığı bütün inkılapların gayesi de aklın rehberliğinde Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağa uygun, bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline dönüştürmektir.

Atatürk bir diktatör mü, değil mi? Son yıllarda yazılmış en iddialı Atatürk kitabı olmaya aday bu eserde bu ve daha birçok sorunun cevabını bulacaksınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir