İyi ki Doğdun Kızım (II)

Büyümeye devam ediyoruz kızım. Bugün iki yaşındasın, daha şimdiden “ne ara bu kadar zaman geçti” derken yakalıyorum kendimi. Hadi otur da geçen koca bir yılı özetleyelim; oturmayacak mısın? o da olur..

Hani yürüyesin diye önünden koşup gel bana diyordum ya; artık peşinden yetişemeyip “Ayliin koşmaa” diye bağırıyorum. Aslında benim bir şey demem fayda da etmiyor ya, neyse.

Bu yılın favori kelimesi “hayu” oldu, ama epey ilerleme kaydettin, artık net olarak “hayır” diyebiliyorsun. Gel kızım, “-hayu”, otur kızım, “-hayu”, acıktın mı kızım? “- hayu”, uyuyalım mı? “- hayır..” Ne pratik bir kelimeymiş bu! Ama anne-baba’ya maalesef yasakmış, şşş duymamış ol!

Artık kendi kendine yemek yiyebiliyorsun. Gerçi sofradan kalktıktan sonra seni duşa sokmak el bezi kullanmaktan daha kolay oluyor ama olsun. Annen de alıştı bak, dolu çorba kasesini tersine çevirdiğinde bana dönüp sakin ve sessizce “mutfaktan bez getirir misin?” dediğinde az tırsmadım hani..

Bende de gelişme var. Artık kedi çizebiliyorum. Hoş, “Aylin güzel olmuş mu kedim?” diye sorduğumda, “be-yen-me-dim” diyorsun ama olsun, çok güzel be-yen-mi-yorsun.

Lego oynarken de fena değilim hani, hoş gözüme kestirdiğim iki seti daha alırsam hayalimdeki o evi yapabileceğim ama yine de her şey senin daha iyi vakit geçirmen için.

En güzel vakit geçirme yöntemimiz çapa (kitap) okurken. Atakan Markette yi her defasında “bida, bida, bida” diyerek 5 kere okutmasan ben de keyif alacaktım aslında, neyse ki Cemile ve Elif var da seri hikayelerin devamını merakla bekliyorum.

Artık evden çıkmadan önce ne giyeceğini kendin seçiyorsun. Bir de rengine göre değil de mevsime göre tercih yapsan, yazın sıcağında yün çorapla dışarı çıkmazdın ama nasıl rahat ediyorsan, karışmıyoruz. Tek isteğim, hazırlanma süresi konusunda evde rekabet yaratmaman!

Şu yatak tercihi konusunu bir çözsek aslında hiç bir sıkıntımız kalmayacak kızım. Hani benim de yan yattığımda sığabileceğim kadar bir alanım olsa başka bir şey istemem..

Bu sene içerisinde uyku eğitimimizi de tamamladık çok şükür. Hayır hayır, anne babaların klasik kullandığı şekilde birinci çoğul şahısla yazmadım. Annenle benim, artık saat 10 oldu mu uykumuz geliyor, bıraksan olduğumuz yerde uyuyabiliriz, neyse ki bırakmıyorsun..

Sen böyle yazdığıma da bakma kızım, sabah işe gidip akşam gelene kadar bütün bunları ve seni nasıl özlüyorum bir bilsen! Bunun gibi çok daha fazlasını hep birlikte geçirebilmek ve büyümeye devam etmek dileğiyle, yeni yaşın kutlu olsun.

2 Responses

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir