Zafer Erdaş ile ilk tanışmam bir müzik marketin önünden geçerken oldu.. Karahisar kalesi yıkılır geçer diyordu, ortalık yıkılıyordu..
Öncelikle sanatçı hakkında kısa bir kartonet bilgisine yer vereyim;
Zafer Erdaş, Ordu doğumlu, doğumundan kısa bir süre sonra ailesi ile birlikte İstanbul’a yerleşmiş. Liseyi Kabataş Erkek Lisesi’nde bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Şan Bölümü’nü kazanan Erdaş, hocası Atıfet Usmanbaş ile yedi yıllık eğitimden sonra 1995 yılında Ankara Devlet Operasına korist olarak atanmış. 1996 yılında İzmir Devlet Operasına geçerek solistlik kariyerine başlamış ve 2000 yılındab bu yana İstanbul devlet Operası’nda sanat yaşamını ve çalışmalarını sürdürmekte. Şu ana kadarki kariyerinde Sihirli Flüt, Macbeth, Fidelio, Rigoletto, Maskeli Balo, Lucia Di Lammermoor, Faust, Porgy and Bess, La Boheme, La Traviata, Deli Dumrul, Ali Baba ve Kırk Haramiler operalarında önemli rollerde sahne almış.
Türkü seven biri olarak, öncelikle albümün derlemelerine bayıldım, hepsi birbirinden güzel. Keman (Seda Subaşı) ve piyano (Serdar Yalçın) önde bir albüm.. Arkada da viyolonsel (Şafak Sökmen), tatlı baslar (Erim Ardal) ve aralarda sürpriz yapan klarnet (Turgut Akdaş) bulunmakta.
Benim favorim, sanırım albümün de çıkış parçası olan Karahisar Kalesi.. “Sarı Gelin” gözleri dolduruyor, “Yenge Kızın Bir Tane” tebessümle dinleniyor. Özlemişim türküleri.. Albümde Ege de var, Karadeniz de. Doğu da var Rumeli de..
Türküler bizim, biz türküleriz.. alın bu albümü, hem dinleyin hem söyleyin.
Bir Yanıt
Geç de olsa tanışmış oldum, yazınız için teşekkürler.